Hibe Verilen Projeler

EN TR Ara

SAHA Yazı Dizisi 2020 | Kültigin Kağan Akbulut

SAHA, 2019 yılında bağımsız sanat yazınına destek vermek için Evrim Altuğ’u davet ederek başlattığı SAHA Yazı Dizisi’ne 2020 yılında yazar Kültigin Kağan Akbulut ile devam ediyor. Türkiye sanatındaki güncel meseleleri tartışmaya açan SAHA Yazı Dizisi’nde her ay Kültigin Kağan Akbulut ya da onun davet edeceği bir konuk yazar tarafından yeni bir yazı kaleme alınıyor. Kültigin Kağan Akbulut ile işbirliğiyle oluşturulan SAHA Yazı Dizisi sanat izleyicileri, misafir sanatçı programları, müzecilik, koleksiyon, araştırma ve arşiv gibi konulardaki güncel tartışmaları farklı aktörlerin görüşleriyle birlikte ele alıyor.
 
SAHA’nın websitesi ve sosyal medya kanallarından paylaşılan yazıların içinden bir seçki Merve Ünsal tarafından İngilizce’ye de kazandırılıyor.
  Nedir bu "queer sanat"?

Ari P. Büyüktaş, queer sanatın günümüzdeki tanımı/sınırları ve tartışılma biçimlerine odaklanıyor.

“Güncel sanat söz konusu olduğunda, kimi alışılageldik yaklaşımlardan farklı olarak, biçim, içerik, ifade ve benzeri yöntemler açısından tanımlar esnekleşiyor. Aslında tanımların ve kavramsal çerçevelerin gerekli olup olmadığı dahi tartışılabilir hale geliyor. Tüm bu kaygan ve bir yandan da verimli düşünce zemininde, özellikle queer” ile güncel sanat ilişkisini tartışabilmek biraz daha farklı bir bakış açısını gerektiriyor. Zira son zamanlarda (2000lerden itibaren gittikçe artarak da diyebiliriz) sıklıkla karşımıza çıkan queer sanat”ın ne olduğuna dair genel bir uzlaşı bulunmamakta.”

Sanat kurumları dijitale adım attı. Peki, dijitali özümseyebilecekler mi?

Kültigin Kağan Akbulut, pandemi döneminde sanat kurumlarının dijitalleşme süreçlerini ele alıyor. 
 
"Yeni koronavirüs salgınına karşı mücadelede en etkili yöntemlerden birinin evde kalmak olarak açıklandığı günlerden bu yana faaliyetlerin hızlıca çevrimiçi ortama kaydığını gördük. Bir anda ortalığı kaplayan çevrimiçi konuşmalar, konserler, sergiler, erişime açılan filmler ve arşivler…

Fiziki mekânlar açılsa da ‘yeni normal’in kuralları nedeniyle eskiye hemen dönemeyeceğiz. Sanat kurumları çevrimiçi ortamla aralarındaki buzları kırdı. Ancak dijitalleşme ve çevrimiçi ortamda çalışma özümsendi mi?”
Salgından sonra sanat dünyası: Örgütlülük ve alternatif yaratmak

Kültigin Kağan Akbulut, pandeminin sanat dünyasına etkisini ele alıyor. 
“Türkiye’de kültür ve sanat alanı en kırılgan sektörlerden biri. Sansür, politik baskı, ekonomik zorluklar, terör saldırıları çoğunlukla kültür ve sanat alanında iş yapan kurumları direkt olarak etkiliyor. Küresel salgın kültür dünyasına büyük bir darbe vurdu, ancak bir yandan da Türkiye’deki kültür kurumları olağanlaşmış OHAL koşullarında yaşamaya uzun süredir alışık. 

Doğa ve insanlık tarihinin her karşılaştığı salgın gibi bu da geçecek. Yeniden dışarı çıkmaya, sergi gezmeye, sinemaya gitmeye, konser dinlemeye devam edeceğiz. Ancak her salgın gibi bu da birçok şeyi değiştirecek. Şu anki en büyük derdimiz de değiştireceği şeylerin olumlu yönde mi, olumsuz yönde mi olacağı.”
Türkiye’de sergi ziyaretçisi: Yalnız ama meraklı

Kültigin Kağan Akbulut, Türkiye’deki güncel sanat izleyicilerinin motivasyon ve alışkanlıklarını ele alıyor.
 
“Perşembe günleri İstanbul Modern’de yaşanan insan trafiği, bazı hafta sonları Pera Müzesi’nde adım atılacak yer olmaması, SALT Galata’nın dört bir yanına dağılmış gençler… Peki, kimdir bu sergi ziyaretçileri? Türkiye’de modern ve güncel sanata odaklı sanat kurumlarının 20 yıla yaklaşan bir tarihi var. Ancak müze, galeri, sergi ziyaretçisi kimdir sorusuna halen kolay bir cevap veremiyoruz. Bir kişi hangi motivasyonla bir sergiyi gezmeye karar verir?”

Türkiye Sanatında ‘Güncel Dönemeç’ İçin İki Tez: Sahnesizlik ve İkame Kanon

Süreyyya Evren, Türkiye sanat tarihinde 2000’li yılların başında yaşanan kırılmayı sahnesizlik ve kanon kavramları üzerinden ele alıyor.
 
“Türkiye sanat tarihinde –1990’ların ikinci yarısında geliyor dedirtse de fiiliyatta– 2000’lerin başlarında bir kırılma yaşandı. Buna ‘the contemporary turn’ denebilir rahatlıkla. Herhalde Türkçesi ‘güncel dönemeç’, veya ‘çağdaş kırılma’ ya da ‘dönem’ olabilirdi. Ama özetle Türkiye’de sanat kültürüne hâkim olan modernist tonun yerini güncel tona bıraktığına şahit olduk."
Duchamp’ın sessizliği: Üretmemek, az üretmek, sergilememek

Kültigin Kağan Akbulut yazı dizisinin ilkinde sanatçıların üretmeme politikasını ele alıyor.
“Sanatçılar, ne iyi ki, her türlü soruna rağmen üretiyor, işlerini kamuyla paylaşıyor ve tartışıyor. Benzer ekonomik ve kültürel çaptaki ülkelerle karşılaştırdığımızda Türkiye’de güçlü bir sanat üretimi kültürü var. Her hafta üst üste gelen sergi açılışlarından, karma sergilerden, sezon açılışlarındaki yoğunluktan bunu görebiliyoruz. Kurumlar, koleksiyonerler, destek kuruluşları ve inisiyatifler sanat üretimini güçlendirmek için durmadan çalışıyor.  Ancak sanat her zaman, hatta belki de çoğu zaman üretmekle ilgili bir mesele değil. Çoğunlukla üretmemekle, üretememekle ilgili. Araştırma, hazırlık, form oluşturma, prodüksiyon ve gösterim derken karşımıza çıkan son nesnenin hangi badirelerden geçtiğini göremeyebiliyoruz. ‘Sanat dünyasının’ en büyük parçasının üretmeyenler, üretemeyenler olduğunun farkında olamayabiliyoruz.”

Kültigin Kağan Akbulut Hakkında

Kültigin Kağan Akbulut, Boğaziçi Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okudu. Gazete Duvar başta olmak üzere Sanat Dünyamız, Artam Global, Milliyet Sanat gibi birçok yayına güncel sanat alanında katkı koymaya devam ediyor. Sanatta ve medyada sansür vakalarını ele alan Susma Platformu’nda editör olarak çalışıyor. İki yıldan uzun süredir hazırladığı e-bülteni bağımsız sanat yazarlarının katkı koyduğu Argonotlar Haftalık Kültür Sanat Gazetesi isimli online bir yayına dönüştürdü.