TR EN
OCAK - EYLÜL 2021

Bengü Karaduman

Bengü Karaduman

1974'te Almanya'nın Hildesheim kentinde doğan sanatçı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sahne ve Kostüm Tasarımı’nın ardından Hochschule der Bildenden Künste Saar’da (Saar Sanat Akademisi) Yeni Artistik Medya eğitimi aldı. Bilinçli ve bilinçaltı deneyimlerinden beslenerek dünyanın ekonomik, sosyal, politik, sistem ve mekanizmalarını anlamlandırmaya çalışan sanatçının ana temaları arasında gerçeklerin nasıl inşa edildiği ve bunun orta yerinde bulunan birey yer alıyor. Üretme metodu olarak gözlemlemek, biriktirmek, parçalarına ayırmak, deşifre etmek ve tekrar birleştirmeyi kullanan Karaduman’ın enstalasyonları, video, 2 & 3 boyutlu animasyon, performans, desen ve ses gibi medyalar üzerine kurulu.

http://www.bengue.net/

Gölgenin Sesi

Gölgenin Sesi (The Sound of Shadow) ve Hayat İşareti (Life Signs) aynı düşünce ve duygu sürecinden çıkan ve bu öznel sürecin kendisinde temellenen iki farklı iş. Gölgenin Sesi, bir enstrüman – heykele dönüşen, bir terapinin seyri esnasında ortaya çıkan karalama - notlarının bir tezahürü. Hepsi ayrı bir ses çıkaran pirinçten yaratılmış parçalar, on dört farklı formdan oluşuyor. Bu heykelin tınılarının deneyimlenmesinden ortaya çıkan ses kompozisyonu, desenden, forma, formdan sese dönüşen bir yolda olma hali.

Dış dünyada kurulu olan düzenin beklentisi, belirli bir ‘standart’a oturan ‘bütünlüklü’ fasadlar sunmamız ise, eyleme geçilerek kırılması gereken düşünce, öz geçmişimizin (baştan kurulmuş ekonomik, sosyal ve politik başlangıç noktamızın) utanılacak, saklanması ve baskılanması gereken bir olgu olduğudur. Yaşanılanlar bize aittir ve onlarla ilgilenmek, emek verebileceğimiz ve çıkabileceğimiz bir yoldur.

Gölgenin Sesi adlı işinin başlangıç noktasında ben de dünyadaki varlığımı yeniden anlamlandırmaya niyet eden, kendi kişisel tarihime yönelik bir kazıya başladım.

Doğumumdan bugüne kadar biriken malzemeleri (fotoğraflar, VHS kasetler, günlükler, rüya defterleri, bürokratik evraklar, eski hard diskler, çeşitli taşınmalardan kalan açılmamış koliler, andaçlar) ortaya döktüm ve onlarla birkaç aya yayılan yakın bir ilişkiye girdim.

İç gözlemsel seyrim esnasında kendimi, varlığımın bu zamana kadar yaratmış olduğu düşüncelerin, duyguların, duygulanımların ve keskinleştirdiği duyuların çağrışımsal akışına bıraktım. Bu akışa kendimi bırakmanın ötesinde, bu deneyimi yoğunlaştırmak için, anıları ve travmaları kasten tetikleyerek bunu bilinçli bir eyleme dönüştürdüm. 

Sürecin kendini yaratmasına izin vermek önemli bir yöntemdi. Somut ögelerle başlayan kazının, soyut düzlemde anlamlandırılması esnasında, ulaşabildiğim unsurları işlemek için başladığım psikanaliz bu zamana eşlik etti. Seanslar ilerledikçe, önümde olan kağıtlara yansıyan karalamalar, çiziktirmeler Gölgenin Sesi işinin temelini oluşturuyor. Meydana çıkan soyut formlar, pirinç metalinden oluşan bir çan heykeline dönüştü. Ortaya çıkan enstrüman ile performansa yönelik denemeler yapıyorum ve insanları da bu etkileşime davet ediyorum. 

Hayat İşareti

İçe dönüş yolculuğumun sonunda ortaya çıkan ikinci iş Hayat İşareti isimli performans oldu. 

Zamandan zamana, mekândan mekâna taşınan kişisel somut ve soyut bulgularımın bir sonraki durağı SAHA Studio oldu. Kendi öznel malzememin etrafıyla ilişkisi ve içinden geçtiğim durumun paylaşıma açılması önemli noktalardı. Atölye alanında, kurulu bir düzeneğe bağlı ipleri geçtiğim bir performans geliştirdim. Hayat İşareti sürecin içinden geçerken bulunduğum yeri ve zamanı da dahil eden, bir safhadan geçmenin ve başka bir yerden çıkışın ifadesi olarak neticelendi.

DİĞER SANATÇILAR

Bu web sitesinde size daha iyi hizmet sunabilmek için çerez kullanılmaktadır. Kullandığımız çerezleri görüntüleyebilmek ve daha fazla bilgi almak için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasını inceleyebilirsiniz.