TR EN
MART - ARALIK 2020

Gülşah Mursaloğlu

1989 yılında İstanbul'da doğan sanatçı, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde lisans eğitimini bitirdikten sonra School of the Art Institute of Chicago’da yüksek lisansını tamamladı. Çalışmalarında genellikle maddesellikle, maddenin iradesiyle ve hem insanların hem de diğer türlerin zamanla kurduğu ilişkilerle ilgileniyor. Uzun ve kapsamlı bir araştırma sürecinin ardından ortaya çıkan yerleştirmeler, sergilendiği halleriyle stabil formlarda kalmıyor, sergiye yayılan süreçsel uzamlarıyla dinamik ve değişken sistemlere dönüşüyor.

www.gulsahmursaloglu.com

Eser Miktarlarda Yalayıp Yutmak 

Eser Miktarlarda Yalayıp Yutmak insan türü olarak yeryüzünü ve yeraltını yeme, tüketme ve yalayıp yutma şekillerimizi hem bilfiil hem de metaforik olarak ele alıyor. Hem insanlar da hem de insan olmayan topluluklar farklı dönemlerde jeofajiyi (toprak yeme alışkanlığı) bir pratik olarak uygulamış, bazen bunu belirli mineralleri almak bazense bulundukları coğrafyayla, mekanla ilişki kurmak için yapmışlardır. Modernleşme ve sterilizasyonla utanç verici bir davranış addedilen jeofaji bugün bir iyileşme ve direnç güçlendirme pratiği olarak form değiştirerek geri dönüyor. 

Yerleştirme jeofajiden yola çıkarak gündelik hayatta isteyerek, tercihen veya farkında olmadan yalayıp yuttuğumuz maddelere odaklanıyor. Georgia’daki madenlerden çıkarılıp süpermarketlerde, zip-locklarda Grandma’s White Dirt [Anneannenin Beyaz Toprağı] ismiyle satılan kaolinden, 19. yüzyılda belli toplulukların yediği arseniğe, gündelik bazda şehrin suyuyla midelerimize giren mikroplastik parçalarına uzanıyor. Bu örnekler üzerinden bir bedende başka bir maddeyi misafir etmenin sınırlarını araştırıyor. Hem yeryüzünden hem de bedenlerden madde çıkarma yöntemlerine formsal referanslar veren yerleştirmede mikroplastikler makine filtrelerinde geziniyor, solar pillerdeki arsenik sabunlara karışıyor, kaolinle bir araya gelen mineral bloklar kil kürlerine evriliyor. Yerleştirme farklı zamansallıklarda sızma, karışma, sindirme süreçlerini misafir ederken tercih bazlı olarak öne çıkarılan yeme/tüketme/yalayıp yutma eylemlerinin dolanıklılığını ve insan türüyle insan olmayan aktörler arasındaki devamlılığı öne çıkarmayı amaçlıyor. 


Sevgili Laurie, Sevgili Gülşah

Sevgili Laurie, Sevgili Gülşah  Nisan – Eylül 2020 tarihleri arasında iki sanatçının farklı coğrafyalardan mektuplaşmalarını bir araya getiriyor. Küresel bir pandemiye, ırkçılık karşıtı protestolara, güç figürlerinin ve anıtların düşüşüne ve iki kıtada yangınlara tanıklık eden bu devinimli zaman diliminde hem şimdiyi kat ediyor, hem de iki sanatçının pratiklerine ve uzun dönemli çalışmalarına odaklanıyor.  

DİĞER SANATÇILAR

Bu web sitesinde size daha iyi hizmet sunabilmek için çerez kullanılmaktadır. Kullandığımız çerezleri görüntüleyebilmek ve daha fazla bilgi almak için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasını inceleyebilirsiniz.