TR EN
AĞUSTOS 2019 – ŞUBAT 2020

Özgür Demirci

1982 yılında Konya’da doğan sanatçı, İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Bileşik Sanatlar bölümünden mezun olduktan sonra yüksek lisansını C:Art:Media alanında Göteborg, Valand Güzel Sanatlar Akademisi’nde 2010’da tamamladı. Hâlen, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sanat ve Tasarım bölümünde sanatta yeterlik yapıyor. Hafızayı merkeze alan, bireysel ve toplumsal olayların kurgusunu farklı üretim pratikleriyle gerçekleştiren Demirci, ağırlıklı olarak video, performans, obje, enstalasyon ve mekâna özgü yerleştirmeler oluşturuyor. 

Katıldığı sergi ve gösterimler arasında “Pandora’nın Kara Kutusu”, Galata Rum Okulu (2019); “Trumbauer Aile Koleksiyonu”, Kasa Galeri (2017); “Survival Kit”, Space Debris & Cultural Transit Foundation, Rusya (2017); 8. Makedox Film Festivali, Makedonya (2017); 36. İstanbul Film Festivali (2017); “En Masse: Books Orchestrated”, The Center for Book Arts, ABD (2017); “Un Coup de Dés Jamais N'Abolira Le Hasard", Pilot Galeri (2016); “PAS”, Galeri Miza, Arnavutluk (2016); Kassel Dokfest, Kasseler Kunstverein, Almanya (2015); “İthaf Edilmiş”, Öktem&Aykut Galeri (2015); “Stay With Me”, Weserburg Müzesi, Almanya (2014); Migrating University of Mickiewicz, Adam Mickiewicz Müzesi (2014); “Check Point”, Depo (2013); “Uçaklar, Trenler, Otomobiller ve Gemiler”, SALT (2011) bulunuyor. İzmir Kültür Platformu Girişimi (İKPG) üyesi ve bağımsız sanat oluşumu Monitor’ün kurucularından olan Demirci, SAHA Studio kapsamında Ağustos 2019’dan bu yana çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor.

Sana Anlatmak İstediğim Şeyler, 2020, İki kanallı video enstalasyon, 22'40''.

Sana Anlatmak İstediğim Şeyler

Özgür Demirci, insanla birlikte yaşama gelen ve/ya sonradan edinilen ruhsal, bedensel ve tarihsel yaraların ve şifanın kaynağına doğru bir yolculuk hikâyesi sunuyor. Yara ve merhemin birleştiği ve ayrıldığı noktaları, iki farklı metin çalışması ve her biri için özel tasarlanmış ses ve müziğin katılımıyla çift kanallı bir performatif videoya dönüştürüyor. Bedensel iyileşmeden yola çıkarak toplumsal, çevresel, politik ve ruhsal yaraların deri altında kalan kısımlarının farkına vararak bunları besleyen meselelere yöneliyor. 

Savaşlar yapılmış, kaybedilmiş ve “kazanılmıştır”. Yolculuk, bekleyişle sekteye uğradığında bilinmezlik, tecriti doğurur. Birbirinin kopyasının kopyası olan günler, özgürlüğü tutsak altına alır ve yaşam yatayda sürmek zorunda bırakılır. Tüm bunların ardında bıraktığıyla baş etme yöntemi olarak şifa, ayağa kalkmakla mümkündür. Hastalık toprağa paralel seyrederken, iyileşme, topraktan gökyüzüne doğru dikeyde bir yol çizer. Yaranın yol haritasını, doğadaki oyuklar ve katmanlardan oluşmuş tepeler oluşturur. Su çekildiğinde kuruyan toprak gibi, duyu organları görevini yerine getiremez hâle geldiğinde, oksijenin girebileceği tek yer, yaranın kabuğunu kaldırmaktan geçer. Hissedilen acı, ona ihtiyacı olanın oksijenine dönüşür. Hasta, sayısız tepeyi sürünerek, tırnaklarıyla kazıyarak bir ritüel oluşturur. Bir hediyeymişçesine takdim edilip günleri anlamlandıran hastalık, kaynağı kurutulmadığı sürece istilacı bir yol izler. Bu durumda telkin veren ve telkin edilen aynı kişidir. Yıkım dönemini, düzen izler. Düzenin ardından iyileşme gelir ve sonra yerini, yine ardındakine bırakır. Bu döngüsellik, doğadakine benzer. İyileşme, devam edebilmek için bir alan yaratır. Bu, yansımaların tuzla yıkandığı bir mekândır. Yaranın kaynağına akan, maddede var olan ve uygun ortamda ona doğru yol alan güçtür.

ozgurdemirci.com / monitorizmir.com    

DİĞER SANATÇILAR

Bu web sitesinde size daha iyi hizmet sunabilmek için çerez kullanılmaktadır. Kullandığımız çerezleri görüntüleyebilmek ve daha fazla bilgi almak için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasını inceleyebilirsiniz.