TR EN
OCAK - EYLÜL 2021

Yasemin Nur

Yasemin Nur

1976'da İstanbul'da doğan sanatçı, İtalyan Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde başladığı lisans eğitimini birincilikle bitirdi. Pratt Enstitüsü Brooklyn New York’da güzel sanatlar alanında yüksek lisans yapan sanatçı, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Programı’nda yüksek lisans ve sanatta yeterlik tamamladı. Daha önce aynı kurumda Halı Uygulama Atölyesi’nde çalışan Yasemin Nur, halen Gravür Uygulama Atölyesinde Can Aytekin ile çalışıyor. 2006-2013 arasında “AtılKunst” sanatçı grubunda yer alan sanatçı, 2013’ten beri tiyatro sanatçısı Emre Koyuncuoğlu ile sahnede düzenlemeler, sahne ve kostüm tasarımları ile ilgili çalışmaya ve hayal kurmaya devam ediyor. Emel Nurhan Ogan’dan Kat’ı-Osmanlı kâğıt kesme sanatı üzerine de dersler alan sanatçı, sürece yayılan süresiz bir üretim içindeki çalışmalarını zanaat ile birleştiriyor.

NE VAR NE ÇOK? 

ÇOĞU ALDI 

‘SÜREKLİ’ YOK

Süreç sonunda parçaların birleşmesi ile sahneye dönüşecek bir yerleştirme izlenebiliyor. Bu sahne içinden aynı zamanda yaşadığım eve güvenlik kamerası ile bağlanılabiliyor. Sergileme sürecinde belirlenecek gün ve saatlerde evdeki güvenlik kamerasından izleyicinin takibine açık olacağım. Sahnenin içerisinde yer alan bir oyuncu olarak ben de yerleştirmenin bir parçasıyım.



Sahne olsaydı hikayem ne olurdu?


Ev ve Atölye arasında tango

It takes two to tango[1]- not always


Nerede zevk ediyorsan orada hürsün


Evde masada güvenlik kamerası var. 24 saat kaydediyor. Eşzamanlı neler oluyorsa kayıt altında. Akşamları masaya geçiyorum. Bilgisayardan sadece kulak misafiri olacağım bir program açıyorum.

Zuhal Topal ile sofrada programını izlerken evdeki masada çizim yapıyorum.

Arada telefon çalıyor, çocuklar gelip gidiyor. 

Günler geçiyor. Masayı bahçeye çevirdim kafayı gömmek için

Bir vazoda duran aynı erengül buketini döndüre döndüre çiziyorum. Gün be gün boyunlarını eğdiler. 


Baka baka boyun eğiyoruz


Kesilmiş hazır fırın kağıdı kullanıyorum. Her gün bir yenisini üstüne koyup çizmeye, Sinan deyişi ile meşk etmeye devam ediyorum.

Kağıtlar kat kat yükseliyorlar. 


Atölyede de aynı düzeni kurdum. Aynı çiçekler aynı kağıtlar. Birbirinin izdüşümü gibi.

Aynalama[2] gibi.


Masa başına geçince masada bulunan kurumuş bitki[3]ler kağıt parçaları eşyalar aralarında ilişkiler oluşmaya, aralarındaki mesafelerden cümleler oluşmaya başlıyor.

Kendini niye eşyaya yüklüyorsun

Eşya bizi terbiye eder[4]


Sonra bir hafiye[5] gibi deliller aramaya bağlantılar kurmaya çalışıyorum. Hikayeyi çözebilmek için. Hikaye çözmeye çalışırken yazılıyor. Yaptıkça kendini yazıyor.


Bir kaşık kağıt, kaşık üstünde kurumuş kaynattığım bitkinin suyunda beklettiğim, etrafın içine sindiği kağıt parçası, üzerinde kuruttuğum kaşıkta kaldı. 


Bir araya gelmeyecek geleceğini düşünmediğim uçlar birleşiyor.

Yıllardır devam eden iki ilgim eski sigara paketleri ve kat’i birleşiyor.

Eski bir sigara kağıdında altın yalnızlı Fleur de Bosphore yazısı Boğazın çiçekleri ile atölyeye aldığım ve masada boyunlarını eğen çiçeklerle buluşuyor.


Yakından bakıyorum, içlerine giriyorum. Yanyanalıkları olasılıkları kayıt ediyorum.

Büyüteç altında gibi masalar, yerler.

0,7 uçlu kalemle yaptığım çizimleri yakından çekip onları ozalitte büyültüyorum. Daha da yakından bakıyorum.


İçin çok kalabalık

Yaşam ve ölüm içiçe

Savaş alanı gibi[6]


Düzenlemeyi oluşturacak hareketlerin-kavramların listesi:


Dayanma

Yaslanma

Suyunu çıkartmak

Kabartmak

Büyültmek

Aynalama

İncelmek

Ovmak

Silmek

Transfer

Çoğaltma

Aktarım

Ters yüz

Çizgileri kabartmak

Çiçekleri kesmek kabartmak

Hayat ağacı

[1]

 Eğer iki kişi kötü bir durumla karşılaşmışsa bu sorundan her ikisi birden sorumludur.

[2] “Aynalama” karşındaki kişinin hareketlerini, ona belli etmeden taklit etmektir. Bu teknik aradaki bağı birden arttırır. “Aynalama” ayrıca geleneksel sanatlarda bir formu-motifi bir eksen-aks üzerinde döndürerek çoğaltma anlamına gelir.

[3] 5 sene oldu. Çiçek, bitki kaynatmaya başlayalı. Renklerini merak etmiştim. Yerde bulduğum bir yaprağı tencerede kaynattıktan sonra rengini ve râhiyasını veriyor. Kaynamış su soğuyunca bir tabağa koyuyorum, içini de beyaz bir kâğıt koyup, kâğıt suyu çekene kadar— gerektiği kadar gün— bekletiyorum. Evde ve atölyede aynı bitkileri kaynatıyorum. Tabaklarda yapraklar gibi bekliyor kağıtlar. Seneler içinde bazı renk teorilerim oldu. Her kaynattığım şeyi, nerden aldığımı gününü saatini hislerimi de ayrı ayrı eş defterlere yazıyorum. Hem evde hem de atölyede. Ben evde yok iken orada kağıtlar kaydediyor ben atölyede orada kağıtlar kaydediyor. Hep bir orası var. Ve orada olmak olamamak.

[4] Sinan bir konuşmamızda söyledi.

[5] Hafiye: Gizli kapaklı şey, sır Hafi: gizlendi, saklandı.

[6] Çizimler üzerine Sinan’ın söyledikleri.

DİĞER SANATÇILAR

Bu web sitesinde size daha iyi hizmet sunabilmek için çerez kullanılmaktadır. Kullandığımız çerezleri görüntüleyebilmek ve daha fazla bilgi almak için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasını inceleyebilirsiniz.