SAHA Studio’da 12. Dönem Başlıyor!

SAHA’nın Türkiye’de sanatçı, küratör ve yazarlar için bir araştırma, etkileşim ve üretim programı olarak 2019 yılında kurduğu SAHA Studio’nun 12. dönemi başlıyor. Program, Temmuz – Aralık 2026 arasında Ateş Alpar (İstanbul), Osman Bozkurt (İstanbul), Şafak Çatalbaş (İstanbul), Etem Şahin (İzmir) ve Doğa Yirik (İstanbul) olmak üzere 5 sanatçıyı ağırlıyor. 6 ay süresince katılımcılarına İMÇ’deki mekanlarında kişisel bir çalışma alanı, şerefiye ve üretim bütçesinin yanı sıra küratöryel geri bildirim, üretim desteği ve ağ kurma fırsatlarını sağlayan program, sanatçıların araştırma ve üretim süreçlerini zenginleştirmeyi hedefleyen bir program sunuyor.

Araştırma, üretim ve paylaşım odaklı bir program olan SAHA Studio’nun katılımcıları, düzenli olarak SAHA’nın ulusal ve uluslararası iş birliği ağlarından sanat profesyonelleri, Küratöryel Program konukları, Seçici ve Danışman kurul üyeleri ve geçmiş dönem program sanatçıları ile buluşarak ağ geliştirirken, projelerine katkı sağlayan geribildirimler alıyor. Sanatçılar, dönem boyunca yürüttükleri araştırmaları ve üretim süreçlerini izleyiciyle paylaşma fırsatı bulacakları çeşitli etkinliklere de dahil oluyor. Her dönem olduğu gibi, 12. Dönem kapsamında düzenlenecek olan Ara Dönem Buluşması’nın dönem ortasında, Ekim ayında gerçekleşmesi planlanıyor. Program sonunda, Aralık ayında düzenlenecek olan SAHA Studio Açık kapsamında ise tüm dönem boyunca geliştirilen projeler, sanatçılar tarafından önerilen etkinlik ve sunumlarla beraber farklı formatlarda kamuya sunuluyor.

2019-2023 arasında Beyoğlu’nda faaliyet gösteren SAHA Studio, 12. dönemiyle beraber 59 farklı sanatçı ve sanatçı grubuna eser üretim, geri bildirim, birlikte öğrenme, etkinlik ve yeni bağlantılar geliştirme imkânı sağladı. SAHA Studio programının üç ayrı mekânda yeniden yapılandırıldığı İMÇ, bünyesindeki modern sanat yapıtları, 2007’de ev sahipliği yaptığı 9. İstanbul Bienali ve farklı dükkanlarda çalışan bağımsız sanat inisiyatifleriyle görsel sanat ve sanatçılarla bağı olan bir kompleks olmayı sürdürüyor. İMÇ’nin çeşitli sektörlerden zanaatkarları, yaratıcı girişimleri ve farklı sanat disiplinleriyle iç içe geçmiş zengin üretim ortamı, SAHA Studio’nun konuk sanatçılarına yalnızca fiziksel bir mekân değil, aynı zamanda ilham verici ve çok katmanlı bir bağlam sunuyor. Bu çok yönlü etkileşim, sanatçıların projelerini disiplinler arası yaklaşımlarla geliştirmelerine olanak tanıyor.

SAHA Studio 12. dönem sanatçılarının süreçleri ve etkinlik takvimiyle ilgili güncel bilgilere SAHA’nın web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden ulaşılabilir.

Temmuz – Aralık 2026 arasındaki 12. Dönem ve Ocak – Haziran 2027 arasındaki 13. Dönem için yeni ön jüriyi programın geçmiş dönem sanatçılarından Sibel Horada, Metehan Özcan, Merve Ünsal, Cansu Çakar, İrem Tok, Nadir Sönmez ve Suat Öğüt kurarken Seçici ve Danışman Kurul’da sanatçı Nuri Kuzucan, bağımsız küratör Duygu Demir ve SAHA direktörü Serra Yentürk görev alıyor.

SAHA Studio’da 11. Dönem Sonu

SAHA Studio, Ocak – Haziran 2026 arasındaki 11. dönemi için yapılan açık çağrı sonucunda ağırladığı Eda Gecikmez, Yekateryna Grygorenko, Zeynep Gürler, Elif Öner ve Furkan Öztekin’in 6 aylık program süresince geliştirdikleri yeni çalışmalarını 17 – 20 Haziran 2026 tarihleri arasında İMÇ’deki program mekanlarında izleyiciyle buluşturuyor.

Programa İstanbul, Düzce, Ankara ve Tekirdağ’dan katılan 5 sanatçı, altı ay boyunca Türkiye ve farklı ülkelerden gelen, SAHA Küratöryel Program konukları da dahil olmak üzere 33 sanat profesyoneli tarafından ziyaret edilerek pratiklerini ve devam eden projelerini paylaştı ve geribildirim aldı. Dönem boyunca düzenlenen atölye ziyaretlerinin yanı sıra sanatçılar 27-28 Mart 2026 tarihlerinde gerçekleşen Ara Dönem Buluşması’yla projelerinin araştırma ve ön üretim süreçlerini ziyaretçilerle paylaşarak devam etmekte olan üretimlerine dair geri dönüş alma fırsatı edindiler.

SAHA Studio Açık, 17 Haziran, Çarşamba günü saat 15.00 itibarıyla ziyaretlere açık olacak. Buluşma ve sunumlara, sanatçıların üretim süreçlerine değinen etkinlik, konuşma ve performanslar eşlik ediyor. Detaylı bilgi için SAHA web sitesi ve sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

SAHA Studio Açık

17 Haziran, Çarşamba
15.00 – 19.00   : Genel ziyaretler
18.00 – 19.00   : Performatif Sunum | Furkan Öztekin

18 Haziran, Perşembe
12.00 – 19.00   : Genel ziyaretler
14.00 – 15.00   : Sanatçılar ile tur
18.00 – 19.00   : Konuşma | Zeynep Gürler & Esra Ece Kuleci

19 Haziran, Cuma
12.00 – 19.00   : Genel ziyaretler
14.00 – 15.00   : Sanatçılar ile tur
18.00 – 19.00   : Konuşma | Elif Öner & Zehra Begüm Kışla

20 Haziran, Cumartesi
12.00 – 19.00   : Genel ziyaretler
16.00 – 17.00   : Konuşma | Eda Gecikmez & Aslıhan Demirtaş
18.00 – 19.00   : Konuşma | Yekateryna Grygorenko & Nergis Abıyeva 

Eda Gecikmez, altı aylık SAHA Studio sürecini birbiriyle ilişkili iki projeyle tamamlıyor. Ara Dönem Buluşması’na kadar 2011-2015 yılları arasında, patriyarkal sistemin yarattığı eşitsizlik, şiddet ve ayrımcılığa karşı kolektif bir dayanışma ve eylem alanı kuran Kırmızı Kart grubunun arşiv derlemesine başlayan Gecikmez, programın ikinci yarısında kent içerisinde hayat bulmuş farklı direniş formlarına odaklanıyor. Resim, çizim, seramik ve buluntu nesneler gibi çeşitli malzemeleri bir araya getirdiği stüdyo alanında sürekli bir değişimin ve dönüşümün merkezinde olan bir şehrin içerisinde var olma biçimleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Buralı nasıl olunur isimli projesinde “kimlik” ve “aidiyet” kavramlarını işleyen Yekateryna Grygorenko, Türkiye’de yaşayan Ukraynalı bir sanatçı olarak kendi kişisel deneyimlerini projesinin merkezine yerleştiriyor. Kültürel kimlik ile bürokratik sınırların kişi üzerinde kurduğu tahakkümü sorgulayan proje mizahi bir dil benimsiyor; stüdyodaki bayrak, matruşkalar, biyometrik “fotoğraflar”, dayatılmış kimlik ve kültür algılarını bozup bürokratik tanımlardan sıyrılmış bir “kimlik” öneriyor.

Zeynep Gürler, SAHA Studio kapsamında 2023’te geliştirmeye başladığı Orada projesinin ikinci ayağı Tortu üzerinde çalışmaya devam ediyor. Düzce’de yer alan Efteni Gölü etrafında geliştirdiği proje, gölü mekânsal ve duyusal bir hafıza taşıyıcı olarak ele alıyor ve; doğa, insan ve insan-dışı varlıklar arasındaki ilişkiyi göl üzerinden yorumluyor. Efteni etrafında gerçekleştirilen düzenli yürüyüşlerde tekrar eden imgeler, enstantaneler, fotoğraf, video ve çizim gibi mecralarla belgeleniyor; yine yürüyüşlerden yola çıkılarak üretilen dokuma çalışmalarla beraber stüdyo alanına yayılan bir yerleştirme olarak karşımıza çıkıyor.

Pratiğinde uzun zamandır gölge kavramına yer veren Elif Öner, Yıktın Perdeyi Eyledin Viran projesinde gölgeyi hem bir anlatım biçimi hem de kavramsal bir çerçeve olarak ele alıyor. Unkapanı ve çevresinin çok katmanlı tarihini odağına alan proje, bu katmanlar arasındaki kesinti, kopukluk ve geçişleri motifler üzerinden inceliyor. Anlatı aracı olarak Türk gölge tiyatrosundan da yararlanan video çalışmasına, geleneksel gölge kuklası yapım tekniği ile Osmanlı mezar taşları ve İMÇ’deki tekstil motiflerini bir araya getirerek üretilen tasvirler (gölge kuklaları) eşlik ediyor.

Nüks, Furkan Öztekin’in 2019-2021 yılları arasında beraber çalıştığı aktivist ve sanatçı Ceyhan Fırat’ın arşivine temelleniyor. Dönem boyunca kütüphanelerden, basılı ve dijital kaynaklardan derlenen arşiv; resim, fotoğraf, video ve yayın gibi farklı mecralar aracılığıyla mekâna yayılıyor. Ceyhan’ın otobiyografik romanında gökyüzünü tarif ederken kullandığı “pejmürde pembe” kâğıt yerleştirmelerle devam eden bir renk çalışması olarak stüdyo alanını kaplıyor.

SAHA Konuşmaları: Yan Yana Üretmek

SAHA Studio 11. Dönem sanatçıları 25 Nisan cumartesi günü saat 17.00’de Esra Ece Kuleci moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştiriyor. Ocak 2026’dan bu yana Studio’nun İMÇ’deki mekânlarında üretimlerini sürdüren Eda Gecikmez, Yekateryna Grygorenko, Zeynep Gürler, Elif Öner ve Furkan Öztekin; Studio sürecinin nasıl ilerlediğini, birlikte ve yan yana üretmenin pratiklerini nasıl dönüştürdüğünü ve araştırma süreçlerinin nasıl şekillendiğini paylaşacak.

Esra Ece Kuleci Hakkında:
Esra Ece Kuleci, yaratıcı üretim süreçlerini anlamaya, belgelemeye ve paylaşmaya odaklanan bir içerik üreticisi, editör ve proje yöneticisidir. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ile Anadolu Üniversitesi İletişim ve Medya Çalışmaları mezunu olan Kuleci, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde kültür-sanat yönetimi üzerine eğitim alarak disiplinlerarası bir bakış geliştirmiştir. İKSV, Pikan Ajans, Arter ve Onagöre’de edindiği deneyimlerin ardından 2020’de kurduğu Üretim Kaydı platformunda sinema, edebiyat, müzik ve fotoğraf gibi alanlardan üreticilerle derinlemesine söyleşiler gerçekleştirmektedir. Daha önce Argonotlar’da editörlük yapmış; Sanat Dünyamız, Bant Mag. ve Sekme Dergi gibi yayınlarda söyleşiler kaleme almıştır. Günümüzde serbest çalışmalarıyla kültür-sanat alanındaki kurum ve projeler için içerik üretimi ve dijital görünürlük stratejileri geliştirmeye devam etmektedir.

SAHA Studio 11. Dönem Sanatçıları Hakkında:
Eda Gecikmez (d. 1984, İstanbul) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamladı. Ardından Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Bölümü’nde Sanatta Yeterlik Programı’nı bitirdi. Pratiğinde resim, çizim, kolaj ve performans gibi mecralardan yola çıkarak, çeşitli failler aracılığıyla şekillenen, parçalanan ve yeniden üretilen bedenler ve mekânları araştırır. Feminist ve avangart gelenekten beslenen bir görsel dil kullanarak tarihsel, metinsel, gündelik, mitik ve politik olanın aralarında oluşan ilişkilerin izini sürer.

Yekateryna Grygorenko (d. 1996, Mersin) Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra aynı üniversitede resim bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ukrayna kökenli ve Türkiye’de yaşayan bir sanatçı olarak, sanatsal üretiminde kültürün inşa süreçleri, dil ve sınırlar üzerine düşünür; bu kavramları bireyin canlı ve deneyimleyen bedeni üzerinden ele alır. Araştırma ve sanatsal üretiminin temelinde beden ve ruh ilişkisi ile bedenin içi ve dışı arasındaki tekinsizlikler yer alırken bu eksen, post hümanizm kavramında birleşen bir düşünsel yapı hâline gelir.

Zeynep Gürler (d. 1988, İstanbul) Düzce’de yaşayan bir sanatçı ve akademisyendir. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Gürler sonrasında aynı üniversitede yüksek lisansını ve sanatta yeterlik eğitimini tamamladı. Pratiği; ekoloji, hafıza ve mekân arasındaki ilişkileri, insan ve insan dışı varlıklarla kurulan çok türlü bir bakış açısıyla araştırmaktadır. Fotoğraf, video, yerleştirme ve çizim temelli çalışmalar ile uzun süreli saha araştırmalarını bir araya getiren sanatçı, coğrafyaların zamansal ve duygulanımsal katmanlarını görünür kılmaya odaklanır.

Elif Öner (d. 1980, İstanbul) İstanbul ve Rotterdam’da yaşamakta ve çalışmaktadır. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü tamamladıktan sonra aynı kurumda yüksek lisans eğitimine başladı. Ardından iki yıl boyunca Borusan Art Center İstanbul Misafir Sanatçı Programı’na katıldı. Pratiğini gerçeklik/sanallık ve geleneksel/çağdaş gibi ikilikler etrafında şekillendiren Öner, tarih ve bellek kavramları üzerinden bilinçdışını araştıran üretimlere odaklanmaktadır. Evrim Kavcar ile Hassas Sesler adlı sanatçı ikilisinin bir parçası olan Öner tiyatro ve sinema alanlarında da iş birlikleri yapmakta ve eserler üretmektedir.

Furkan Öztekin (d. 1993, Tekirdağ) Tekirdağ’da yaşayan ve çalışan bir sanatçı ve araştırmacıdır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Öztekin, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı’nda doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Pratiği kişisel arşiv ve hikâyeler üzerinden toplumsal alanlara yayılarak kolaj, fotoğraf, resim, yerleştirme ve buluntu nesne gibi farklı mecralara yayılır. 2019’dan bu yana, sanatçı ve aktivist Ceyhan Fırat’ın arşivini odağına alan araştırmasında; mekân, sınır, boşluk, soyutlama ve kayıp kavramlarını queer sanatın imkânlarıyla birlikte işler.

SAHA Konuşmaları: Amanda Carneiro

SAHA Küratöryel Program konuğu Amanda Carneiro, 24 Nisan saat 17.00’de SAHA Studio’da bir konuşma gerçekleştiriyor. Konuşma, Museu de Arte de São Paulo Assis Chateaubriand (MASP)’ın programına, son yıllarda müzenin sergilerini, koleksiyon sunumlarını, yayınlarını ve kamusal programlarını şekillendiren uzun soluklu bir küratöryel çerçeve olan “Histories” (Tarihler) yaklaşımı üzerinden daha yakından inceleyecek. Tekil ve sabit bir anlatı önermek yerine bu yaklaşım, tarihi çoğul, tartışmalı ve yeniden yazıma açık bir alan olarak ele alıyor. MASP, bu çerçeve aracılığıyla geçmiş ile bugün arasında eleştirel diyaloglar kurmayı ve kanonik sanat tarihi içinde sıklıkla marjinalize edilen sanatsal pratikleri ve tarihsel deneyimleri görünür kılmayı amaçlıyor. Sunum, bu küratöryel metodolojiye genel bir bakış sunarken, özellikle “Histories” programının müzeyi çok sesli anlatılar, toplumsal tartışma ve epistemik dönüşüm için bir alan olarak yeniden düşünmeyi nasıl mümkün kıldığına odaklanacak.

Amanda Carneiro Hakkında:
Amanda Carneiro, 2018 yılından bu yana Museu de Arte de São Paulo Assis Chateaubriand’da küratör olarak çalışmaktadır ve Venedik Bienali 60. Uluslararası Sanat Sergisi (2024) “Stranieri Ovunque – Foreigners Everywhere” başlıklı edisyonunun Sanatsal Organizasyonunu üstlenmiştir. MASP’ta Carneiro, The Whitworth, American Folk Art Museum, Museo del Chopo, Itaú Cultural ve Lüksemburg Çağdaş Sanat Müzesi gibi ulusal ve uluslararası kurumlarla iş birliği içinde geliştirilen pek çok modern ve çağdaş sanat sergisinin küratörlüğünü yapmış ve kataloglar düzenlemiştir. Son dönem projeleri arasında Santiago Yahuarcani: The Beginning of Knowledge (2026), Hulda Guzmán: Miracle Fruits (2025), Serigrafistas Queer: Freedom for Sensibilities (2024) ve Video Room: Kang Seung Lee (2024) yer almaktadır. São Paulo Üniversitesi’nde Sosyal Tarih alanında lisans ve yüksek lisans derecelerine sahip olan Carneiro, aynı alanda doktora adayı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Afterall Journal’ın (2020-25) ortak editörlüğünü üstlenen Carneiro, şu anda derginin yayın kurulunda görev almaktadır.

SAHA Konuşmaları: New Home | Yeşim Akdeniz

Yeşim Akdeniz’in güncel üretimini odağına alan New Home monografisinin lansmanı 22 Nisan saat 17.00’de SAHA Studio’da gerçekleşiyor. Lansman buluşmasında Akdeniz’e Amira Akbıyıkoğlu ve Yekhan Pınarlıgil eşlik ediyor.

Galerie der Stadt Backnang’daki kapsamlı sergisi vesilesiyle yayımlanan kitap; Martin Schick’in önsözü, Ela Atakan’ın metni ve Yekhan Pınarlıgil tarafından sanatçıyla gerçekleştirilen iki bölümlü bir söyleşiyi bir araya getirir. Sanatçının son beş yıllık üretimini kapsayan yayın, göç, kimlik ve kültürel kodlar gibi temaların Yeşim Akdeniz’in sanatsal dilinde nasıl dönüştüğünün izini sürer. Ulaş Uğur tarafından tasarlanan kitap, yapısal özellikleriyle de sanatçının yaklaşımını yansıtır: özel katlanır kapağı ve birbirine eklemlenen iki parçalı kurgusu, çalışmalarındaki katmanlı yapıya gönderme yapar. Bir katalog olmanın ötesinde New Home, Yeşim Akdeniz’in son dönem üretimini sanat, tarih ve aidiyet üzerine daha geniş bir tartışma içine yerleştiren; diyalog ve düşünceye alan açan bir belge niteliği taşır.

Yeşim Akdeniz Hakkında:
Yeşim Akdeniz, Kunstakademie Düsseldorf’ta eğitim aldı. Mezuniyetinin ardından 2002–2004 yılları arasında De Ateliers, Amsterdam programına kabul edildi. 2004 yılında Buning Brongers Ödülü’nü, 2005 yılında ise Peter Mertes Bursu’nu aldı. Çalışmaları; Stedelijk Museum Amsterdam, Kunstverein Frankfurt, Sammlung Philara Düsseldorf, Kunstverein Bielefeld, MAK Museum Viyana, Kunsthal Mechelen, Guggenheim Gallery Los Angeles ve Pakt Foundation Amsterdam gibi kurumlarda sergilendi.
Yeşim Akdeniz’in pratiği, kültürel üretim, müzakere ve kimlik oluşumunu yansıtan sembolik anlatılarla şekilleniyor. Kendine özgü görsel dili aracılığıyla form, malzeme ve emeğin dolaşımını ele alırken; kişisel ve kültürel referansları bir araya getirerek tarih, kimlik ve kolektif hafızaya katmanlı okumalar sunar. Sanatçı, çalışmalarını günümüzde Brüksel ve Düsseldorf’ta sürdürüyor.

SAHA Konuşmaları | Dr. Hana Janečková

SAHA Studio’da Ara Dönem Buluşması

SAHA Studio’nun Ocak-Haziran 2026 arasındaki 11. dönemine katılan Eda Gecikmez, Yekateryna Grygorenko, Zeynep Gürler, Elif Öner ve Furkan Öztekin, devam eden üretimlerini 27 – 28 Mart tarihlerinde düzenlenen ara dönem buluşmasında ziyaretçilerle paylaşıyor. 

11. dönem için yapılan açık çağrıya gelen 116 başvuru arasından, SAHA Studio’nun geçmiş dönem katılımcıları ve Seçici & Danışman Kurul iş birliğinde yapılan değerlendirmeler sonucu seçilen beş sanatçı, araştırmalarını şekillendirmeye devam ediyor. Farklı şehirlerden gelen sanatçıların kendi belirledikleri taslak eser projelerini atölye, ekipman, bütçe ve profesyonel ağ katkısıyla gerçekleştirmesini destekleyen program, katılımcılarının kendi aralarındaki etkileşim, geribildirim ve alışverişlere ek olarak, ziyaretçi küratörler, sanatçılar, geçmiş dönem program katılımcılarıyla kurulan diyaloğu, dönem ortası buluşmalarda genel izleyicilerle genişletmeyi hedefliyor.

Kent ve kent içinde var olma biçimlerine odaklanan Eda Gecikmez, SAHA Studio kapsamında birbiriyle ilişkili iki proje üzerinde çalışıyor. 2011-2015 yılları arasında aktif olan Kırmızı Kart grubunun arşivini derlerken kent içerisindeki direniş alanlarını gündelik jest ve imgeler aracılığıyla incelemeye alan Gecikmez, dönem boyunca bu alanları atölyesine taşımayı hedefliyor. Kültürel aidiyet ve kimlik kavramı üzerinde çalışan Yekateryna Grygorenko, Türkiye’de yaşayan Ukraynalı bir sanatçı olarak projesinin merkezine kendi kişisel tarihini yerleştiriyor. Sınır ve göçmen politikalarının getirdiği bürokratik süreçler aracılığıyla kayıt altına alınan hayatını SAHA Studio süresince gerçek zamanlı bir arşiv ve performans kaydına dönüştürüyor. 2022’den bu yana Efteni Gölü üzerine devam eden araştırmasını geliştiren Zeynep Gürler, göl etrafında gerçekleştirdiği yürüyüşlerin rotaları ve belgelemeler ile ekoloji ve hafızanın kurduğu ilişkiye eğiliyor. Gölü bir hafıza taşıyıcısı olarak ele aldığı projeyi atölye alanında video ve dokuma çalışmaların birleştiği bir yerleştirme olarak sunmayı planlıyor. Pratiğinde geleneksel ile çağdaş arasındaki geçişlere odaklanan Elif Öner, Unkapanı ve İMÇ çevresinde yürüttüğü çalışmada bölgenin tarihsel katmanlarını ve kesintiye uğramış hafızasını inceliyor. Geleneksel gölge tiyatrosu ve Osmanlı mezar taşlarına işlenen motiflerle İMÇ’deki tekstil motifleri arasındaki ilişkiyi odağına alan Öner, kentsel dönüşüm, yıkım ve mekânın dönüşümünden geriye kalan izleri işliyor ve gölge kuklalarının (tasvir) yapım sürecini kavramsallaştırarak araştırmasının merkezine yerleştiriyor. Nüksetme ve tekrar kavramları üzerine çalışan Furkan Öztekin’in SAHA Studio’da geliştirdiği proje, 2019-2021 yılları arasında beraber çalıştığı aktivist ve sanatçı Ceyhan Fırat’ın arşivine temelleniyor. Öztekin, bir belgeleme sisteminden ziyade ifade biçimi olarak ele aldığı arşivin, çeşitli mecralar aracılığıyla “geri dönme ve var olma” ihtimallerini araştırıyor.

Mart sonu itibariyle dönemin ilk yarısını tamamlayan 11. dönem sanatçıları, İMÇ’deki atölyelerinde hayata geçirdikleri yeni eserleri, haziran ayında paralel etkinlikler eşliğinde ziyaretçilere sunacak. Ayrıca, mart sonunda 12. dönem için açık çağrısı yayınlanacak olan program, yeni katılımcılarını da haziranda gerçekleşecek final SAHA Studio Açık sırasında duyurmayı hedefliyor.

SAHA Studio Ara Dönem Buluşması
27 Mart Cuma               : 15.00 – 19.00
28 Mart Cumartesi        : 12.00 – 19.00

SAHA Studio Açık Çağrı | 12. Dönem

SAHA Studio, Temmuz – Aralık 2026 arasındaki 12. dönemi için görsel sanatlar alanında çalışan sanatçıların başvurularını bekliyor!

Çok yönlü bir araştırma ve üretim programı olan SAHA Studio, 6 aylık dönem süresince İMÇ’deki mekanlarında üretim alanı ve bütçesi sağladığı sanatçıların araştırma ve üretim süreçlerini geri bildirim ve ağ geliştirme fırsatlarıyla zenginleştirmeyi hedefliyor. Program süresince sanatçılar, Türkiye’den küratör, araştırmacı ve sanat profesyonellerine ek olarak, yurt dışından gelen SAHA Küratöryel Program davetlileriyle buluşarak pratiklerini değerlendirmeye açma ve yeni profesyonel bağlar kurma imkânı buluyor. Atölye buluşmaları, sergi ve koleksiyon ziyaretleri gibi etkinlikler birlikte öğrenmeyi sağlarken, dönem ortası ve sonunda düzenlenen SAHA Studio Açık buluşmaları sanatçıların projelerine yönelik geri bildirimler almasını ve yeni üretimlerini sunmasını sağlayan bir platform görevi görüyor.

2019’da kurulan SAHA Studio, seçim süreçlerini daha katılımcı hale getirmek amacıyla iki dönemi kapsayan birer senelik periyotlarda değişen ve program deneyimi olan sanatçılardan oluşan bir ön jürinin desteğini alıyor. Programın geçmiş yedi döneminden birer sanatçının çoğunluk olarak işaret ettiği başvurular, dönem boyunca katılımcılara geribildirim desteği de sağlayan Seçici ve Danışman Kurul tarafından değerlendiriliyor. Hazırlanan kısa listeden aday sanatçılarla yapılan görüşmeler sonunda davet edilen 5 sanatçıda belirli bir mecra ya da yaş kriteri gözetilmezken, sunulan taslak araştırma projesi çerçevesinde sanatçıların SAHA Studio olanaklarından yararlanma potansiyellerine, bireysel ve karşılıklı deneyimleriyle SAHA Studio’da yaratacakları etkileşime ve İstanbul dışından sanatçılara fırsat verilmesine dikkat ediliyor.

Temmuz – Aralık 2026 arasındaki 12. ve Ocak – Haziran 2027 arasındaki 13. dönemler için yeni ön jüri ile Seçici ve Danışma Kurulu katkı sağlıyor: 
Ön jüri üyeleri: 
Sibel Horada, Metehan Özcan, Merve Ünsal, Cansu Çakar, İrem Tok, Nadir Sönmez, Suat Öğüt 
Seçici ve Danışman Kurul:
 Nuri Kuzucan, Duygu Demir, Serra Yentürk 

SAHA Studio tarafından sağlanan olanaklar: 
– SAHA Studio’da 6 ay boyunca kişisel çalışma alanı ve paylaşımlı atölye ortamı
– Şehir dışından programa katılan sanatçılar için konaklama ve ulaşım
– Sanatçı şerefiyesi ile araştırma, eser üretimi, sergi ve etkinlik giderleri için (200.000 TL’ye kadar) bütçe 
– Üretim ve kurulum sürecinde mevcut ekipman ve ekiple çalışma imkânı
– Küratöryel, editoryal ve hukuki danışmanlık
– SAHA’nın sanat etkinliklerine ve öğrenme programlarına katılım

Başvuruda sunulacak belgeler:
– Başvuru formu (sayfa altında yer alan pdf dosyası)
– Proje Teklifi (maks. 500 kelime)
– Taslak Bütçe (araştırma, üretim, sunum kalemleri ile)
– Özgeçmiş / CV (maks. 2 sayfa)
– Portfolyo (maks. 20 sayfa)*
– Basın ya da katalog taramaları (var ise)
– Referans mektupları (var ise)

*Portfolyo:
>Son 5 yıl içerisindeki üretimleri kapsamalı
>En az 10, en fazla 20 sayfadan oluşmalı
>Her sayfada en fazla 1 veya 2 projeye yer verilmeli
>İşlerin künyeleri eksiksiz olmalı (İsim, medyum, boyut, tarih)
>Video, ses vb. projeler için kullanılan linklerin aktif ve erişime açık olduğu kontrol edilmeli

Lütfen istenen tüm belgeleri yukarıdaki belirtilmiş sırayla 7 MB’ı geçmeyen tek bir PDF’de birleştirerek “SAHA Studio 12 – Başvuru” konu başlığıyla sahastudio@saha.org.tr adresine gönderiniz.

SON BAŞVURU TARİHİ: 11 Nisan 2026, 18.00 (GMT+3)
Başvuru Dönemi: 23 Mart – 11 Nisan 2026 
Değerlendirme Dönemi: 13 Nisan – 24 Mayıs 2026 
Kısa liste görüşmeleri: 25 – 30 Mayıs 2026
Dönem başlangıç: 8 Temmuz 2025

PDF DOWNLOAD

SAHA Studio’da Yeni Dönem Başlıyor!

SAHA’nın görsel sanatçı, küratör ve yazarların bağımsız üretimlerini desteklemek amacıyla 2019’da kurduğu ve bir araştırma, etkileşim ve üretim programı olarak yürüttüğü SAHA Studio, Eda Gecikmez (Ankara), Yekateryna Grygorenko (İstanbul), Zeynep Gürler (Düzce), Elif Öner (İstanbul) ve Furkan Öztekin (Tekirdağ) ile Ocak – Haziran 2026 arasındaki 11. dönemine başlıyor.

Araştırma, üretim ve paylaşım odaklı bir program olan SAHA Studio, 6 ay süren her döneminde konuk sanatçılarına sunduğu kişisel çalışma alanı, şerefiye ve üretim bütçesinin yanı sıra, katılımcılarının yaratıcı süreçlerini zenginleştirmeyi hedefleyen bir program izliyor. Düzenli olarak SAHA’nın ulusal ve uluslararası işbirliği ağlarından sanat profesyonelleri, Küratöryel Program konukları, Seçici ve Danışman kurul üyeleri ve geçmiş dönem program sanatçıları ile buluşan sanatçılar ağlarını geliştirirken, projelerine katkı sağlayabilen geribildirimler alıyor.

Program mekanlarının yer aldığı İMÇ’nin çeşitli sektörlerden zanaatkârları, yaratıcı girişimleri ve farklı sanat disiplinleriyle iç içe geçmiş zengin üretim ortamı, SAHA Studio’nun konuk sanatçılarına yalnızca fiziksel bir mekân değil, aynı zamanda ilham verici ve çok katmanlı bir bağlam sunuyor. Bu çok yönlü etkileşim, sanatçıların projelerini disiplinler arası yaklaşımlarla geliştirmelerine olanak tanıyor. 

Sanatçılar, dönem boyunca yürüttükleri araştırmaları ve üretim süreçlerini izleyiciyle paylaşma fırsatı bulacakları çeşitli etkinliklere de dahil oluyor. Her dönem olduğu gibi, 11. Dönem kapsamında düzenlenecek olan ara dönem buluşmasının dönem ortasında Mart ayında gerçekleşmesi planlanıyor. Altı aylık program sonunda, Haziran ayında düzenlenecek olan SAHA Studio Açık kapsamında ise tüm dönem boyunca geliştirilen projeler, sanatçılar tarafından önerilen etkinlik ve sunumlarla beraber farklı formatlarda kamuya sunuluyor.
SAHA Studio 11. dönem sanatçılarının süreçleri ve etkinlik takvimiyle ilgili güncel bilgilere SAHA’nın web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden ulaşılabilir.

Temmuz – Aralık 2025 arasındaki 10. dönem ve Ocak – Haziran 2026 arasındaki 11. dönem için ön jüriyi programın yedi farklı döneminden Özgür Demirci, Gülşah Mursaloğlu, Onur Gökmen, Ali Miharbi, Evrim Kavcar, Merve Kılıçer ve Kıymet Daştan kurarken Seçici ve Danışman Kurul’da sanatçı Gözde İlkin, bağımsız küratör Merve Elveren ve SAHA direktörü Serra Yentürk görev alıyor.

Ortak Zeminler: Kalanı Hatırlamak

SAHA Studio 10. Dönem sanatçıları SAHA ile ARTWORKS (Atina)’ün 2021 yılında başlattığı misafir küratör programının bu seneki konuğu bağımsız küratör Nikolaos Akritidis’le düzenli aralıklarla görüşmeler gerçekleştirdi. Akritidis’in İstanbul’da geçirdiği altı haftalık program süresince sanatçılarla gerçekleştirdiği buluşmaların izlenimleri ise SAHA Studio Açık’ta bir metin olarak ziyaretçilere sunuluyor:

“Sanatçılarla atölyelerinde ilk kez bir araya geldiğimde; mekanla kurdukları ilişkiye dair benzer bir hassasiyet paylaştıkları hemen görünür oldu. Gözlem, dinleme ve deneme hali her bir pratiğin temelini oluştururken, bu süreç boyunca karşılaşılan nesneler ve durumlar üretimin ayrılmaz bir parçasına dönüşüyordu. Atölyelerin materyal denemelere alan açan yerler olması, sanatçıları düşünsel olarak da bir araya getiriyordu. Kültürel hafızadan kamusal ve özel alan arasındaki gerilimlere kadar uzanan sohbetlerimizde pratikleri arasındaki derin kesişimler ortaya çıktı.

Bu kesişimlerin merkezinde, geçip gitmiş olanın geride bıraktıkları yer alıyor: bir ses sustuktan, bir protesto dağıldıktan, bir performans sona erdikten ya da bir yapı ortadan kaybolduktan sonra kalan izler. Mekân, edilgen bir zemin olmaktan; hatırlayan, direnen ve zaman içinde katmanlanan bir varlık olarak ele alınıyor.

SAHA Studio programı; zaman ve yakınlıkla beraber İMÇ’nin gündelik dolaşımının ve sanatsal pratiğin iç içe geçtiği bir ortam gibi değerli koşullar sunuyor. Mimarlık, ses ve performans gibi farklı disiplinlerden gelen sanatçılar için burası bir müzakere ve düşünme alanı işlevi görüyor. Bireysel çalışma anları ile kolektif sohbetler ve ortak ziyaretlerle ilerleyen süreç de sanatçılar arasında paylaşılan bir duyarlılığın gelişmesine katkı sağlıyor. Her sanatçının odağı farklı olsa da aynı süreç içerisinde benzer belirsizlik ve sorularla uğraşan diğerlerinin varlığının farkındaydı. SAHA Studio Açık, bu bireysel yoğunluk ve birliktelik hali arasındaki dengeyi yansıtan işleri bir araya getiriyor.

Neval Tarım’ın projesi artık var olmayan bir ahşap evin, Üsküdar’daki Tahir Bey Konağı’nın, hafızasını yeniden inşa eden ses ve heykelsi yerleştirmelere odaklanıyor. Kül Günlükleri, sözlü anlatıları, materyal izleri ve hafızadaki boşlukları dikkatle izleyerek bir dönem babasının ailesinin yaşadığı ve elli yıl önce soba borusu nedeniyle yanarak yok olan bu konağın tarihine eğiliyor. Soba borusu yerleştirmeleri hem bir referans hem de bir enstrüman olarak işlev görüyor; hareketi, ısıyı ve kaybı takip eden çok kan allı ses kompozisyonlarını taşıyor. Yerleştirme, kimi zaman farklı odalara sahip bir ev, kimi zaman bir izlenim ya da büyütülmüş bir detay gibi davranarak belleğin ölçekle kurduğu değişken ilişkiye yanıt veriyor. Ses, çoğul, kararsız ve canlı mekânsal hatıraların taşıyıcısına dönüşüyor.

Can Memişoğulları, İMÇ’nin kendisini hayaletli bir mekân olarak ele alıyor. Ses aygıtları, ekranlar ve hareketli görüntüyle çalışan pratiği modernist yapının müzikle kurduğu tarihsel ilişkileri dinlemeye açarken, beklenmedik simbiyotik ilişkileri de görünür kılıyor. Birbiriyle iç içe geçen iki projeyle şekillenen bu çalışma, İMÇ’nin dolaşım hatlarını izleyerek hem güncel ilişkilerine hem de geçmişten sızan kültürel tortulara kulak veriyor. İMÇ’nin Hayaletleri’nde ses, atölyelerin dışına taşarak yapının müzik endüstrisiyle olan ilişkisini pekiştiren sesleri geri çağırmanın bir yolu olarak işliyor. Şeylerin Var Kalma Stratejileri ise İMÇ’ye dağılmış rastlantısal “iş birliklerini” belgeleyen etkileşimli bir dijital yerleştirme olarak karşımıza çıkıyor; bir klima borusundan damlayan suyla beslenen bitki gibi. İMÇ burada çok katmanlı, yaşayan ve sürekli yeniden yazılan bir arşiv olarak beliriyor.

Suat Öğüt’ün projesi, kenti direnişin, silinmenin ve kolektif sesin bir palimpsest olarak ele alıyor. Cam mozaikler, LED paneller, metal yapılar ve arşivsel imgeler aracılığıyla Sessiz Uğultuların Yankısı protesto ve toplumsal buluşmalardan alınmış donmuş anları bir araya getiriyor. Üretim sürecinin fiziksel zorlukları ve kullanılan materyalin direnci işlerin kavramsal yapısıyla iç içe geçerek ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Yüzeylerin katmanlı, hasarlı ve yeniden yazılmış görünümü kent halini yoğun ve yüklü bir durum olarak öne çıkarıyor. Cam mozaikle çalışmanın detaya dikkat gerektiren bir süreç olması da geçmişteki sürtünmelerin izlerini tek tek yeniden kurmak için gereken yoğun dikkati de pekiştiriyor. Çalışmalar ses içermese de kamusal alanın kırılgan ve her gün yeniden müzakere edilen yapısını ısrarla vurgulayarak kolektif eylemin izlerini taşıyan bedenlerle birlikte var oluyor.

Gizem Ünlü’nün çalışması, kendisini çevreleyen bölgenin ve politik manzarasının gözlemleriyle program süresince karşılaşılan ve işlerinde psikolojik ve bedensel hallerin yansıması olarak ortaya çıkan nesnelerden yola çıkıyor. Video, yerleştirme ve heykelsi parçalar; kazıma, kesme, örtme ve silme gibi tekrarlayan jestlerle şekilleniyor ve müdahale edememe halini bakışı içeriye çevirme arzusuyla birlikte kaydediyor. İşler, iç ve dışın sürekli yer değiştirdiği; mahremiyetle mesafenin sürekli tartışma halinde olduğu gergin bir yüzey önermesi yapıyor. Kafatası, kemikler ve bıçak gibi buluntu nesneler, şiddet çağrışımı taşımalarına rağmen anlamlarını belirsiz bırakarak yakınlık ve bağlam içinde açılıyor. Sigara içen, avcı ya da kasap gibi figürler bu nesneler aracılığıyla çağrılıyor.

Mk Yurttaş’ın UNVEIL’i, performansı hem yöntem hem de geride kalan bir iz olarak ele alan bir dizi eylemdir. SAHA’nın yıllık raporlarını odağına alan arşivsel bir araştırmayla başlayan süreç, zamanla maddesel denemelere, yerçekimine, dengesizliğe ve kolektif harekete yöneliyor. Sandalyeler, direkler, kumaşlar ve merdivenler gibi gündelik nesneler; sınırları ve başarısızlığı üretken koşullar olarak benimseyen performanslar aracılığıyla bir araya getiriliyor ve dağıtılıyor. Bu eylemler atölye alanına taşarak İMÇ koridorlarında geçici liminal alanlarda bedensel varlığı görünür kılan bir grup performansıyla son buluyor. Bu yaklaşım, bedenler, nesneler ve çevre arasındaki dolanıklığın eyleyiciliğin paylaşıldığı posthuman bir performans anlayışıyla örtüşüyor.

Bu sunumda yer alan işler, mekânı ilişkilenmeler aracılığıyla yaşanan ve dönüşen bir varlık olarak ele alıyor. İMÇ, işlerin arka planı olmanın ötesinde; mimarisi, ekonomisi ve zamansal katmanlarıyla üretim süreçlerinde aktif bir katılımcı ve işbirlikçi olarak sürecin parçası oluyor ve sanatsal pratiklerin yerel bağlamlarının içine yerleşiyor. Program sona ererken sanatsal pratiğin gündelik karşılaşmalarla birlikte nasıl geliştiğini düşünmeye davet ediliyoruz. SAHA Studio Açık, program sürecinin bir sonucu olduğu kadar atölye sınırlarının ötesinde devam eden sanatsal, mekânsal ve toplumsal süreçler içinde bir görünürlük anı sunuyor.”

Nikolaos Akritidis